Elektronik Haberleşme Sektöründe Ortak Altyapı/Tesis Kullanımı ve Rekabet

Türkiye’de telekomünikasyon sektöründe ortak altyapı ve tesis kullanımı konusu uzun yıllardır tartışılıyor. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, 2003 yılında -ki o zaman ismi Telekomünikasyon Kurumu idi- hazırladığı raporda, telekomünikasyon sektöründe rekabetin tesisi için yerleşik işletmecinin tekel konumundayken elde ettiği faydaları yeni işletmecilerle paylaşılmasının önem arz ettiğine dikkat çekmişti.

Çevreye verilecek zararı ve dışsal maliyetleri asgari seviyeye indirmek ve aynı zamanda yeni işletmecilere şebekelerini en kısa zamanda geliştirmeleri için gerekli ortamın sağlanması gerekliliğine dikkat çekilen bu raporda, “İşletmecilerin ülke genelinde yapacakları yatırımlarda kaynakların etkin kullanımını ve maliyetlerin en aza indirilmesini esas alması teşvik edilmelidir. Bu kapsamda ifade edilen zaruretler ortak yerleşim ve tesis paylaşımı gibi hususları gündeme getirmektedir.” ifadesiyle konunun önemine vurgu yapılmıştı.

Aradan geçen süreye rağmen ortak tesis/altyapı kullanımı adı altında anılan bina, kule, yeraltı ve direkli kablo güzergahı ve enerji dahil tesislerin paylaşımı konusunda Türkiye’de henüz arzu edilen noktaya ulaşılamadığı değerlendirilmektedir.

4.5G ihale sürecinin ardından Türkiye’de elektronik haberleşme hizmetlerinin altyapısı olan fiber şebekelerin gelişmesi ve paylaşılması konusu yeniden gündeme geldi. Zira Türkiye’de toplam 250 bin kilometre uzunluğunda fiber altyapısı bulunuyor. Alternatif işletmecilerin bu şebekenin toplam 53 bin kilometresine sahip olduğu görülüyor. Ortak altyapı kullanımı konusunda yeni bir şirketin de kurulmakta olduğu biliniyor.

Türkiye’de elektronik haberleşme sektöründe serbestleşme dikkate alındığında, bu veriler ışığında Türkiye’de ortak altyapı/tesis kullanımı konusunda yaşanan sorunların temel nedenleri ve sorunlara dair çözüm önerileriniz nelerdir? Ortak altyapı/tesis kullanım kültürünü başarması halinde sektör ve ülke ne tür avantaj ve kazanımlar elde edecektir? Başta fiber altyapısı olmak üzere ortak altyapı ve tesis kullanımı konusunda operatörlere ve diğer işletmecilere düşen sorumluluklar nelerdir? Konuya dair düzenlemeler yeterli midir ve düzenleyici otorite Bilgi ve İletişim Teknolojileri Kurumu ve diğer yetkililerden beklenti ve talepleriniz nelerdir?

Ortak Altyapı/ Tesis Paylaşımı  ve Rekabet Konusunda Görüşümüz

2003 yılı Nisan ayında o zaman ki ismiyle Telekomünikasyon Kurumu Sektörel Araştırma ve Stratejiler Dairesi Başkanlığı tarafından yayınlanan Ortak Yerleşim ve Tesis Paylaşımı isimli 87 sayfalık rapor aslında 13 yıl öncesinden günümüze ışık tutmaktadır.

Bu raporu takiben sektörel ihtiyaçlardan kaynaklı olarak Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 27 Aralık 2012 tarihinde kısaca “Geçiş Hakkı Yönetmeliği” olarak adlandırılan “Sabit Ve Mobil Haberleşme Altyapısı Veya Şebekelerinde Kullanılan Her Türlü Kablo Ve Benzeri Gerecin Taşınmazlardan Geçirilmesine İlişkin Yönetmelik” yayınlanmıştır. Bu yönetmeliği takiben Bilgi Teknolojileri Kurumu tarafından 12.04.2013 tarih ve 2013/DK-ETD/187 sayılı “Tesis Paylaşımı Yükümlülüğü ve Uygulaması” konulu Kurul Kararı yayınlanmıştır.

Bunları takibende 25.06.2015 tarihinde BTK tarafından tesis paylaşımı düzenlemesi yapılmış ve “Tesis paylaşımı taleplerinin değerlendirilmesi ve hizmetin sunumuna ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir. Bu usul ve esaslar 29.07.2015 tarihli ve 2015/DK-ETD/359 sayılı kurul kararı ile 01.09.2015 tarihinden itibaren geçerli olarak revize edilmiştir.

11.10.2013 tarihinde sektör sivil toplum kuruluşlarından birisinin konuyla ilgili yayınlamış olduğu yazıda aşağıdaki ifadeler kullanılmıştır.

“Bilindiği gibi ülkemizin gerek sabit, gerek mobil iletişiminin kesintisiz sağlanması, artan veri iletimi ihtiyacının karşılanması ve yakın gelecekte darboğazlar yaşanmaması için fiber altyapıların hızla yaygınlaştırılmasının önemi büyüktür. Fiber şebekelerin kurulabilmesi için iki yöntem mevcuttur;

-          Geçiş Hakkı

-          Tesis Paylaşımı

Bu konularda UDH Bakanlığı ve BTK uzun süredir çalışmalarını sürdürmektedirler.”

Yukarıda kısaca aktardığımız düzenlemelere baktığımızda sanki kamu otoritesi ve paydaşlar yapılması gereken tüm düzenlemeleri yapmışlar gibi görünmesine rağmen piyasada maalesef ortak altyapı ve tesis paylaşımı noktasında istenen noktaya gelinememiştir.

Ortak alt yapı ve tesis paylaşımı konusuna rekabet üstü işbirliği kavramı üzerinden bakmadığımız sürece bunun bir devlet politikası olmasını sağlayamadığımız sürece istenen verimlilik sonucunun elde edilmesi çok mümkün olmayacaktır.

Ayrıca konunun yerel yönetimler ile ilgili kısmı da sorun olarak masada durmaktadır.

Başta fiber şebekelerin gelişmesi ve paylaşılması konusu olmak üzre tesis paylaşımı ve ortak alt yapı konusu ülkemizin geleceği açısından stratejik önem araz etmektedir.

Gerek ülkemizdeki yatırım ortamının büyümesi gerekse tekrarlayan maliyetlerden hem özel sektör oyuncularının etkilenmemesi hem de yapılan yatırımların verimli kullanılması açısından bu alandaki planlama ve devlet-özel sektör işbirliği büyük önem arz etmektedir.

Bu sebeple konunun çözümü için bir devlet  politikası gerekli, alt yapı yatırımlarının özel sektör tarafından hızla yapılabilmesi için kamu otoritesi ve yerek yönetimler her türlü katkıyı kesintisiz vermeli buna karşılıkta özel sektör bir an önce alt yapı yatırımlarını yapıp bunları gerek kendi ihtiyaçları için gerekse sektör paydaşlarının kullanımı için eşit şartlarda kullanıma sunmalıdır. Diğer bir yöntemde tüm alt yapı yatırımını devlet kendisi yapıp sektör paydaşlarının kullanımına eşit şartlarda sunabilir. Bu şekilde yapılabilir ise hiç şüphe yok ki bu ülke için yapılan alt yapı yatırımları bu ülkede kalacağı için bir kalıcı değer olacaktır. Devletin bu yatırımı yapması halinde yatırım tekrarı olmayacak, bürokrasi azalacak ve devlet eliyle eşit rekabet imkanı oluşacaktır. Ülkemizin bilgi toplumu olması noktasında atılan adımlara mutlaka alt yapı yatırımları da eklenmelidir. Devlet tarafından yapılacak olan yatırımlarda yerel yönetimlerde işin bir parçası olacağı için yatırım süreçleri kısalacak ve maliyetler düşecektir. Bölgesel kalkınmışlık farkları azalacak tüm ülke vatandaşları aynı hizmetlere aynı sürelerde aynı maliyetler ile faydalanıyor olacaktır. Özel sektör temsilcileri de sürece mutlaka destek verecek ve ülkemizin bilgi toplumu olması yolunda üzerlerine düşen görevi koşulsuz yerine getiriyor olacaktır. Devlet bu sayede tüm paydaşlara aynı şartlarda hizmet üretme ve rekabet etme imkanı veriyor olacaktır. Aksi halde sadece belirli bir ölçekte olan şirketler kısıtlı yatırımlar yapacak ve mevcutta bulunan ancak son derece yetersiz olan 250.000 km fiber alt yapımız artmıyor olacaktır.

Bilindiği gibi toplam fiber yatırımı içinde alternatif işletmecilerin payı oldukça azdır. Özellikle büyük şehirlerde kazı yasaklarının bulunması yerel yönetimlerin bu yapılacak alt yapı yatırımları ve işletilmesi için ayrıca bir bedel talep etmeleride gerek yatırım sürelerini uzatmakta gerekse oldukça yüksek maliyetler oluştuğu için bazı bölgelere yatırım ve alt yapı hiç gitmemektedir.Bu var olan problemli durumun gelişmemiz üzerindeki olumsuz etkisinin kalkması için yatırımın devlet eliyle yapılması veya içinde devletinde bulunduğu yeni bir yapı üzerinden yapılması gerektigi düşünülmektedir.

Özellikle geniş bant internet konusunda gün geçtikçe  artan talep yatırımların bir an önce yapılmasını gerekli kılmaktadır. Zira artan abone sayısı ve kullanım miktarları gün geçtikçe mevcut şebeke üzerindeki yükü artırmakta ve bir müddet sonra bu alt yapı yetersiz kalacaktır. Rekabetin kalıcı olarak tesis edilmesi için yapılacak alt yapı yatırımlarının akabinde  var olan alt yapı ve tesislerin paylaşımı da ülke potansiyelinin kullanımı açısından önemlidir. Mevcutta bazı işletmecilerin yapmış oldukları yatırımlar yeterli talep olmadığı için boşta durmaktadır oysa var olan bir kapasitenin başka işletmecilere eşit şartlarda kullandırılması halinde yapılan yatırımlar gelire dönmeye başlayacaktır.

Alt yapı yatırımı ve tesis paylaşımının paydaşlar arasında rekabet üstü bir işbirliği  platformu olarak görülmesi gerekmektedir. Rekabetin bu kurulan alt yapı ve tesis paylaşımı üzerinden verilen hizmet ve servislerde olması tesis edilmelidir. Özel sektör temsilcilerinin bu konuda ortak alt yapı şirketi kurmak noktasındaki girişimleri mutlaka desteklenmeli ancak bu yapı içerisinde mutlaka tüm paydaşların iştirak etmesi sağlanmalıdır aksi halde mevcut yapıda yaşanan sorunlar aynen yaşanmaya devam edecektir. Alt yapı milli bir servettir bunun tüm paydaşlar tarafından eşit şartlarda kullanımı mutlaka sağlanmalıdır. Zira bu konuda ülkemiz zamana karşı yarışmaktadır. Ülkemizde  bulunan her haneye 100 MB geniş bant interneti götürmenin tek çaresi en hızlı şekilde var olan alt yapı ve tesisleri paylaşmak ve ihtiyaç duyulan yeni alt yapı yatırımlarını bir an önce yapmak olacaktır.   

Bununla birlikte gerek 888/898’li gerekse alternatif yöntemler ile verilen Katma Değerli Elektronik Haberleşme Hizmetlerinin, Servislerin  gelişmesi açısından ortak alt yapının gelişmesi oldukça önemlidir. Katma Değerli Elektronik Haberleşme Hizmetlerinin yaygınlaşması ve daha geniş kullanım alanlarına kavuşması için bu alanda yapılacak olan yatırımlar gerek hizmet sağlayıcı gerekse hizmet alıcı aboneler açısından büyük önem arz etmektedir.Telekomünikasyon sektöründe katma değerli servislerin gün geçtikçe önem kazanması OTT market oyuncularının var olan alt yapı üzerinden sundukları hizmetlerin yaygınlaşması ile birlikte tüm işletmecilerin katma değerli servislere verdikleri önem artmaktadır. Artan bu önemi devam ettirmek için alt yapıya yapılan yatırımlarının kesintisiz artarak devam etmesi gerekmektedir. Digital ekonomiden ülkemizin yeterli payı alması için alt yapı ve buna bağlı üst yapı servisler gelecek teknolojiler için ihtiyaç olmaktan öte artık bir zarurettir.

  • Kubilay ERDOĞAN
  • 9.01.2017
  • Elektronik Haberlesme